Sosyal çürüme

Aile bireylerinin anne, baba, çocuklar, kardeşler, akrabalar, komşular, arkadaşlar arasındaki bağlılığın, diyaloğun, ziyaretin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın mutlaka olması bu anlayışın korunması gerektiği emri Kuran-ı Kerim’in Nisa süresi 36. ayetidir. Yani insanların buna uyması Allah’ın  emri.

Günümüzde bu ayete pek de uyulmadığı görülmektedir.

Geçtiğimiz günlerde sokak röportajı yapan bir genç tesadüf normal vatandaş sanarak, üniversitede öğretim görevlisi bir sosyoloğa mikrofonu tuttu ve “hayat pahalılığını nasıl buluyorsunuz?” diye sordu.

Cevap olarak “finansal ve ekonomik sorunlar giderilir, bir ülkede sosyal çürüme varsa bunun önüne geçmek çok zor. İşte, bu sosyal çürümeden nasibini almış insanlar anneye, babaya, kardeşe, akrabaya, iyilik yapmış olan bir dosta, arkadaşa gerekli karşılığı vermez, bunu vermeyen birey, bu değerleri kaybetmiş olan günümüz insanı ülkesinde seçim yapıldığında gerçekten hak, hukuk, adaletten yana iradesini kullanamıyor” dedi.

Bu tespiti dinledikten sonra gerçekten çevreme baktım. Her ailede, dostluklarda, arkadaşlıklarda, karı koca arasında, meslek mensuplarında, ama her sektörde o sektörün mensuplarının çoğu çürümüş, günümüzde güvenebileceğin insan binde bir belki çıkıyor. Bu çürümenin önüne geçmek için ne yapılmalı ne yapılabilir?

 

XXXX

 

Almanya’da inşaat yaptırdım. “En güvendiğim yakınım” dediğim kişi, en yakın dost bildiğim yıllardır her konuda maddi manevi destek olduğum mimar, mühendis , müteahhit dostlarım ortadan kayboldu. “İşini yap paranı al” disiplini ile iş yaptırmaya kalktım dolandırılmadım fakat iş uzun sürdü. Yine mağdur oldum.

Çevremde inşaat yaptıran dolandırılan insanlar görüyorum. İnşaata başlamadan malzeme parasıydı, peşinattı derken 300-500 bin avro dolandırılan insanların hepsinin psikolojisi bozuk, perişan vaziyette derdine çare bulmaya çalışıyor. Bu Avrupa’daki durum. Türkiye’de durum bundan daha beter.

Bu sosyal çürüme, ahlak erozyonu sonucu insanlar insanlıktan çıkmış. Ortalıkta insan görünümlü, yüzüne gülen, “abimsin, ağamsın” diyerek seni dolandıran hasta insanlarla dolu. Bu sosyal çürümeye karşı devletin, hükümetin, yerel yönetimin insanı insan seviyesinde, kalitesinde kalması ve bu seviyede koruması için yapması gerekenler yok mu, insandan sorumlu değiller mi? Bence sorumlular. Bunları harekete geçirecek en büyük güç: Sivil toplum kuruluşları STK.

STK’lar görev başına.

 

XXXX

 

Gazetemizde yeni yıl ile birlikte doktorlarımız, hukukçularımız, iş insanlarımız, spor, sanat, siyaset alanın değerli isimleri ile röportajlara başlıyoruz.

Herkes eteğindeki taşları döksün. Halk konuşsun, yetkili makam sahibi olanlar da konuşsun şikayeti olan şikayetini söylesin. Ve herkes kendine düşeni alsın ve yapsın. Yani röportajlarımızın birinci amacı kimse ama hiç kimse bu köyün değneksiz olduğunu sanmasın. Hodri meydan. Değerli okuyucular sizin röportaj yapılmasını istediğiniz bir isim varsa bildirebilirsiniz. Şimdiden keyifle okuyacağınız röportajlar olacağının sözünü veriyorum.

Selam ve saygılarımla

Salih Şahin – Stuttgart

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*